|
SORU
Ben iktisat fakültesi mezunuyum. Epey rızık peşinde koştum, ama sadece bankada iş bulabildim. Hemen belirteyim ki, ben bankaların faizle işlediğini bildiğim gibi dinimizin faizin yazıcılığını da lanetlediğini biliyorum. Bu işi kabul edeyim mi? Yoksa rızkımın oradan geleceğini bile bile reddetmem mi gerekiyor?
CEVAP
İslam'ın iktisadi sisteminin temeli, faizle savaşmaya, onu fert ve toplumun bereketini yok eden, dünya ve ahirette belayı gerektiren büyük günahlardan görmeye dayanır. Bu gerçeği kitap, sünnet ve icma dile getirmektedir. Allah'ın (cc) şu sözünü okumam sana ışık tutacaktır:
يَمْحَقُ اللّهُ الْرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ
"Allah faizi mahveder. Sadakaları çoğaltır. Allah günahında ısrar eden günahkâr kâfirleri sevmez."
"Ey iman edenler Allah'tan korkun eğer gerçekten inanıyorsanız. Faiz olarak artan miktarı almayın şayet yapmazsanız Allah ve Rasulü tarafından ilan edilen bir harble karşı karşıyasınız." (Bakara, 278-279)
Faize bakışını öğrenmek için şu hadis te yeterlidir, bir köyde zina ve faiz ortaya çıktığı zaman Allah'ın azabını kendilerine helal kılmış olurlar. Hakim rivayet etmiş ve senedinin sahih olduğunu bildirmiştir.
İslam'ın koyduğu prensiplerdeki metodu: Müslüman'a daima isyanın karşısında olmayı emreder, eğer buna gücü yetmezse, söz veya fiilinde masiyeti asgariye indirmeğe çalışır. Bu yüzden günah ve düşmanlıkta da yardımlaşmayı gerektirecek tüm dayanışmayı haram kılmış masiyetin her türlüsüne yardımcı olanı yapanla suçta ortak kabul etmiştir. Mesala; öldürme, (cinayet) hakkında Rasulullah (sav) şöyle buyuruyor:
"Şayet bir müminin kanında gök ve yer ehli ortak olsa Allah onları cehenneme yollar."
Peki içki hakkında bakın Rasulullah ne buyuruyor:
"Allah içkiyi içeni içireni sıkanı süzeni, taşıyanı, kendisine taşmam, lanetlemiştir."
Rüşvet belası hakkında ise peygamberimiz lanet yağdırıyor. "Rüşvet veren, aracılık yapan ve alan mel'undur" buyuruyor. İbni Hibban ve Hakim'in de rivayet ettiği gibi, faiz hakkında Peygamberimizin tutumuna gelince, Cabir İbni Abdullah'ın rivayetine göre Rasulullah (sav) Efendimiz; faizi yiyeni, yedireni, bu anlaşmaya şahitlik yapanı lanetlemiş ve bunlar eşittir, demiştir. (Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir).
İbni Mesud rivayet ediyor: "Peygamberimiz (sav) faiz yiyeni, yedireni, şahitlerini ve yazıcısını lanetlemiştir" Ayrıca ibni Hebban ve Hakim inceleyerek sahih kabul etmişlerdir. Nesei ise şöyle rivayet etmiştir: "Faizin haram olduğunu bildikleri halde yiyen yediren ve şahitliğini yapanlar kıyamet gününde Muham-med (sav)'in diliyle lanetleneceklerdir. İşte açık ve sahih olan bu hadisler, yazı, ya da gelir alma itibariyle faize ortaklıktan uzak kalmayan bütün kurum ve kuruluşlarda çalışan müslümanları vicdan azabına boğuyor.
Ama sonunda belirteyim ki faiz, sadece banka görevlisi ya da şirket katiplerinin sorunu olmakla kalmıyor. Şimdi faiz memleketimizin mali ve iktisadi oluşumunun temelini oluşturuyor. Rasulullah Efendimizin bir hadislerinde de belirttikleri gibi; "Faiz artık umumi bela olmuştur. İnsanlar üzerine faiz yemiyenin kalmadığı yemiyenede tozundan isabet ettiği bir zaman illa ki gelecektir"
Bu düzen içerisinde banka ya da şirkette çalışan insanların kendilerini kurtarmak için çekilmeleriyle banka ya da şirketlerin sayıları ne ortadan kalkıyor, ne de eksiliyor. Ancak yapılacak iş; insanların kanını emen bu kapitalist sistemi değiştirip, tüm yetkisi kendinde bulunan alternatif bankalar açmak ve istediği gibi çalıştırmaktır. Böylece basamak basamak sistem değiştirilebilir. Hatta insanları ve şehirleri belaya sürükleyen bu iktisadi kuruluşlar bu iğrenç problemi çözmek için yavaş yavaş yapılan çalışmalara İslam mani değildir. Örneğin; faizin haram kılınmasında içkinin haram kılınmasında islam bu yolu takip etmiştir. Önemli olan çalışmaktır istemektir. Niyet doğru olduktan sonra yollar açılır biiznillah.
Sistemi değiştirmek isteyen her Müslüman eliyle diliyle meşru olan her vesileyle bizim iktisadi sistemimizi getirmek için çalışması çaba göstermesi lazımdır ki, İslam'ın terbiyesiyle bağdaşarak bir sistem kuralım bu düşünce günümüzde tatbik edilemeyecek kadar uzak değildir. Çünkü dünyada faizle çalışmayan nüfuzu 100 milyonlara ulaşan gelişmiş ülkeler vardır. Eğer biz her Müslüman'ı bankada çalışmaktan alıkoyarsak bunun neticesinde oralar Müslümanlardan başka, Yahudi, Hıristiyan vs. elinde kalacak, istedikleri atı oynatacaklar. Bu da İslam ve Müslümanların aleyhine olacaktır. Hem sonra bankadaki bütün işler faizden ibaret değildir ki. Çoğu işler var ki helaldir, haram değildir. Örneğin, simsarlık, komisyonculuk, emanetçilik, havale, Çek, senet, vesaire bir sürü haram olmayan işler...
Bankanın yaptığı işler vardır. Bankanın yaptığı işlerin en azı faizle ilgilidir. İstemeyerek bankada çalışmayı kabul etmektedir beis yoktur. Bu düzeni değiştirip yerine dininin ve vicdanının uygun bulduğu düzeni kurmak için, bu doğrultuda yani hem kendinin, hem Rabbinin, hem de ümmetin istediği sistem doğrultusunda "ameller niyetlere bağlıdır" hadisi şerifi gereği niyyetini temiz tutarak işine devam edebilir.
Biz; bu fetvamızı noktalamadan önce geçim ihtiyacını, İslam hukukçularının zaruret adını verdiği, soru sahibinin de işine başlamadan geçim sıkıntısının ön planda olduğunu belirttiği gibi, çoluk çocuk için gerekli rızık kaynağını da unutmuyoruz. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
"Kim mecbur kalırsa saldırmaksızın sınırı da aşmadan bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok çok bağışlayan ve çok esirgeyendir."
Hazırlayan: İbrahim Halil ERDOĞAN Kaynak: Yusuf El-Kardavi-Toplumsal ilişkiler hakkında
Bu hadisi Ebu Davud ve İbni Mace rivayet etmiştir.
|