|
ZAFERLERİMİZ
ولا تقولوا لمن يقتل في سبيل الله أمواتا. بل أحياء ولاكن
لا تشعرون
Muhterem Müslümanlar!
Ağustos ayı şanlı tarihimize zaferler ayı olarak geçmiştir.Bu Müslüman millet 26 Ağustos 1071’de Malazgirt muharebesiyle Anadolu’nın kapılarını açmı, her karış toprağını kanı ile sulayarak kendisine anayurt yapmıştır. Ülkemizin dört bir yanı bu şekilde ecdat kanı ile alınmış ve bu hususu şair şöyle dile getirmiştir:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Bu İslam ümmeti, dinine, vatanına, istiklâl ve hürriyetine, bayrağına, ırz ve namusuna bağlı bir millettir. Bu kutsal değerlerini ayakta tutmak ve Ezan-ı Muhammedî’nin ulvî sesini yüceltmek için; akından akına, zaferden zafere koşmuştur. Devamlı olarak haksızın karşısında, haklının yanında olmuştur. Vatanını, mukaddesatını, canından ve malından aziz bilen Müslüman ecdadımız; bu uğurda gözünü bile kırpmadan her türlü fedakârlığa katlanmıştır. Mukaddesat yolunda ölmenin, dünyada erişilebilecek en yüksek rütbe olduğunu gönlüne nakşetmiştir. Bu hususta Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah yolunda öldürünlere “onlar ölülerdir” demeyin. Hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.”
“Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın! Doğrusu onlar Rableri katında diridirler, Cennet nimetlerinden rızıklanırlar.”
“Allah Teâlâ, Cennet karşılığında mü’minlerin canlarını ve mallarını satın aldı. Onlar Allah yolunda savaştılar.”
“Ey inananlar! Eğer siz Allah’a (O’nun Dini’ne ve Peygamberi’ne) yardım ederseniz, O da size (düşmanınıza karşı) yardım eder (zafer verir) ve ayaklarınızı kaydırmaz (sizi sıkıntıda bırakmaz).”
Böyle sağlam bir imana sahip olan bir milletin sinesine hiçbir güç tesir edememiştir.
Müslümanın bu ayetlerden aldığı güç ve kuvvetini şair şu dizeleri ile dile getirmiştir.
“Cehennem olsa gelen gögsümüzde söndürürüz,
Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz yürürüz.”
İşte bu imanla Müslümanlar, Bedir’de müşrik ordusunu bozguna uğratmış ve galip gelmiştir. İşte bu imanla; 50.000 kişilik İslam Ordusu, 26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te 250.000 kişilik Bizans Ordusunu perişan ederek; Anadolu’nun kapılarını açmıştır. İşte bu imanla; İstanbul’u fetheden komutan Fatih ve ordusu, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in övgüsüne nail olmuştur. İşte bu imanla; Müslüman Türk Mehmetçikleri, bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” dedirtmiştir. İşte bu imanla; 30 Ağustos Meydan Muharebesi zaferle neticelenmiş; asil milletimiz esir ve köle olmaktan kurtulmuş, İstiklâl Harbi’ni kazanmıştır.
Çünkü Müslümana yüreğinden gelen ses; “Vatan sevgisi imandandır” demektedir. Vatanına uzanan düşman eli; şeref ve haysiyetine, ırz ve namusuna, imanına uzanan eldir. Vatanın kirli düşman ayakları ile çiğnenmesi demek, İslâm’ın, imanın ve bütün kutsal değerlerin ayaklar altına alınması ve çiğnenmesi demektir.
Dikkat edersek, bütün bu zaferler inançta, sevinçte ve kederde birlik içinde olmanın eseridir. Bunu devam ettirmek de yine bizlerin elindedir. Yeter ki birbirimizi sevelim, sayalım. Birlik ve beraberlik içerisinde olalım. Yeter ki kalbimiz aynı iman ve idealle çarpsın. Yüce Rabbimizin: “Hepiniz toptan, Allah’ın ipine (İslâm’a, Kur’an’a, Peygamberin Sünnetine) sarılın. Bölünüp parçalanmayın” emrine uyalım. Birlik ve beraberlik halinde olan, bölünüp-parçalanmayan bir Müslüman milletin aşamayacağı hiçbir engel yoktur. Konuyu şâirlerimizin sözleriyle bitirelim: “Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi sinede birdir vuran yürek yılmaz, Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz”.
Müslüm YEŞİLKENDİR
Nizip Merkez Müftülük
Camii Müezzin-Kayyımı
|