|
MÜSLÜMAN VE İSRAF
يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ[1]
وقال عليه الصلاة ولسلام: كل واشرب والبس وتصدق في غير إسراف ولا مخيلة[2]
Muhterem Müminler,
Müslüman, Allah'ın emir ve yasaklarını şartsız ve pazarlıksız kabul ederek, O Yüce Mevlâ'nın dinine teslim olan insandır. Müslüman, maddi ve manevî her çeşit servetinden bizzat Allah'a karşı sorumlu olduğu şuuruna eren insandır.
Bu sebeple, her Müslüman, yemesini, içmesini, giymesini ve bütün yaşayışını, Hz. Allah'ın son dini olan İslâm'a göre tanzim edecektir. Malını ve mülkünü israfla, içkiyle, kumarla, rüşvetle ve haram olan şeylerle tüketen kimse, Allah'u Azl-müşşan'a karşı nankörlük ediyor demektir. Böyle bir kimse, Allah'ın' sevdiği kullardan olamaz. Zira, Allah'ın verdiği maddî ve manevî değerleri, servetleri, ölçü ve sınır tanımadan harcamak, israftır, israf edenleri ise, Hz. Allah sevmez.
Okuduğum ayet-i kerime de şöyle buyrulmaktadır:
“Ey Âdem oğulları, her mescit huzurunda (ve her namazınızda) süslü elbisenizi giyin. Ye-yin, için, israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.”
Başka bir ayet-i kerimede ise, israf edenler, şeytanların kardeşleri olarak zikredilmiştir:
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver. Bununla beraber malını israf ile saçıp savurma. Çünkü israf yapanlar Şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür.
Şerefli Müminler,
Görülüyor ki, Allah'u Azimüşşan, malı israf etmeyi yasaklamış ve israfla saçıp savuranları Şeytanlar safında zikretmiştir. Bu çok büyük bir tehlikedir. Abdullah İbni Mes'ud ve İbn-i Abbas (R.A.) Hazretlerinin rivayetlerine göre; İsrafla saçıp savuranlardan maksat, malını: “Hak olmayan yere harcama yapanlardır.”
Bu sebeple, Müslüman malını israf edemez. İçki, kumar gibi yerlerde malını harcayamayacağı gibi, lüks, moda ve aşırı konforda da harcayamaz.
Üzülerek ifade edelim ki, günümüz israf günü haline gelmiştir. İlim ve tekniğin sağladığı maddi gelişmeler, moda ve israfla ziyan edilmektedir. İsraf, dalgalar halinde bütün hayatımızı sarmıştır.
Enerjiden tutun, ekmeğe, ilâca, ormana, ömre ve vakte varıncaya kadar her şey israf edilmektedir.
İçki, kumar, kin ve düşmanlıkla vücutlar israf edilmekte, dedikodu ve zan gibi günahlarla vakitler israf edilmekte; edep ve hayâ yoksulu yayın organları ile genç beyinler israf edilmektedir. Dakikalarını ve saniyelerini bile boş geçirmeye hakkımız olmayan ömürlerimiz, cebimizdeki bozuk paralar gibi israf edilmektedir.
İmana götürmeyen, ibadete getirmeyen, güzel ahlâka yaklaştırmayan ihlâssız ilim israftır. Allah'tan uzaklaştıran sevinç, heyecan ve zevkler israftır. Allah'ın haram kıldığı her şeyi alıp kullanmak israftır.
Memleketimizde çöp tenekelerine atılan ekmeğin yılda üç yüz bin ton olduğu tespit edilmiştir.
Bu tüyler ürpertici çılgınca israfın, Allah'ın gazabına dokunmayacağını kim söyleyebilir?
Dolaplarda, sandıklarda biriktirilen kat* kat giyeceklerin israf olmadığını söylemek mümkün müdür?
Sırf gösteriş için, nişan ve düğün merasimlerine harcanan servetin, lüks otellere ve salonlara verilen paraların miktarı vicdanî ölçüleri çoktan aşmıştır. Avrupa'dan, Amerika'dan nişan ve düğün elbisesi, eşyası getirenlere, evlilik yıl dönümlerini ve doğum günlerini, Paris, Londra motellerinde kutlayanlara (!) kimse ses çıkarmazken, Allah'ın emrini yerine getirmek için ömründe bir defa Hacca giden Müslümanlara dil uzatanlarda vicdan olabilir mi?
Oturmak için bir odaya, yakmak için bir kucak oduna yemek için bir dilim ekmeğe, bir kaşık sıcak çorbaya muhtaç olan, açlıktan ölen yüz-binlerce insanın bulunduğu bir dünyada kuş tüyü yataklarda yatan, sofralarında çeşit çeşit yemekler bulunduran, karnı doysa gözü doymayan insanlar, yaptıkları israfın dehşetini anlamak için Mahşeri mi bekliyorlar?
Şerefli Müminler,
Müslüman, israfla cimrilik arasında orta bir yol tutacaktır. İsraf etmeyeceğim derken cimrilik çukuruna yuvarlanmayacaktır. Malı, yerinde sarf etmenin israf olmadığını bilecektir.
İsraf, fertleri ve cemiyetleri şımartır, bozar ve yıkar. Cimrilik ise, malı hapsettirmek suretiyle kalpleri fesada uğratır. Bu sebeple, Müslüman israfçı olmadığı gibi cimri de olamaz.
Hz. Allah (C.C.) şerefli kitabımız Kuran-ı Kerim'de, müminlerin vasıflarını anlatırken şöyle buyurmuşlardır:
وَالَّذِينَ إِذَا أَنفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا
“Onlar ki, harcadıkları zaman israf etmezler, sıkılık da yapmazlar ve harcamaları bu ikisi arası ortalama olur.
Bir başka ayet-i kerimede de şöyle buyrulmaktadır:
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
“Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki; sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.”
Nebiler Nebisi (S.A.V.) ise, hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:
“İsraf etmeksizin, kibre kapılmaksızın ye, iç, giy ve (fakirlere) tasadduk et.”
O halde, Müminler,
Ömrümüzü ve servetimizi haramlara bulaştırmayalım. Allah'ın ihsan ettiği nimetlerden yiyelim, içelim, giyelim fakat israf etmeyelim. Fırsat elimizde iken, ahiret için hazırlıklı olalım. Unutmayalım ki, istesek de istemesek de bir gün, Hz. Allah, dünya hayatımızın hesabını soracaktır.
Saadet ve selâmet, Allah'ın dinini yaşayanlarındır.
İbrahim Halil ERDOĞAN Vaiz Kaynak: Hutbelerle İslam
|