|
En ilkel toplumdan en gelişmiş topluma kadar, insanların bir arada yaşayabilmesi, şüphesiz bir düzenin varlığını gerektirir. Bu düzeni bozan ya da bozmaya yeltenenlere karşı, işlenen suç veya fiilin niteliğine göre, birey ya da kamu vicdanını tatmin edecek nitelikte bir yaptırımın uygulanması zorunluluk arz etmektedir. İşte bu noktada söz konusu yaptırımların belki de en önemlisini teşkil eden hukuk kuralları devreye girmektedir.
Sosyal hayatı yaşanılabilir hâle getirmekte faydalanılan hukuk kurallarına nitelik ve uygulama şekilleri farklı da olsa hemen her toplumda rastlanır.
Evlilik dışı cinsel ilişki anlamına gelen zina da öteden beri insan aklının, ahlâk ve hukuk düzenlerinin, semavî dinlerin, çirkin sayıp yasakladığı bir fiildir. Bu suçu işleyenler, farklı şekil ve ağırlıkta da olsa cezalandırılmış veya cezalandırılması himaye görmüştür.
Zina, diğer semavî dinler gibi İslâm dininde de kesin olarak yasaklanmış ve söz konusu eylem büyük günahlardan sayılmış ve önlenebilmesi için de bir takım yaptırımlar öngörülmüştür.
İslâm; akıl, din, can, ırz ve malın korunmasına özel bir itina göstermiş, bunlardan her birinin varlığını muhafaza edecek türden hükümler koymuştur. Nitekim İslâm, bir taraftan neslin korunması için evliliği meşru kılarken diğer taraftan bu amacı zedeleyecek eylemlerden olan zinayı da yasaklamış ve böyle bir suça teşebbüs edenlere karşı cezaî hükümler koymuştur.
Kur’an’ın, "Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." ifadesiyle, zinanın apaçık bir çirkinlik ve sapma olduğu belirtilmiş, kişiyi bu eyleme götüren yollar da yasaklanmıştır. Çünkü zina, sadece tarafları ve onların yakınlarını ilgilendiren şahsî bir suç değil, toplumun bütününü ilgilendiren; aileyi kökünden sarsan, nesebin karışmasına, aile yuvasının yıkılmasına yol açan, insanı bedenî zevklerin esiri yapıp toplumdaki değerini düşüren, namus ve iffet duygusunu rencide eden, ahlâkî dejenerasyona neden olan sosyal bir afettir.
Böylesine zararlı ve kötü bir davranışın sadece ahlâkî ve dinî müeyyidelerle yasaklanması yeterli değildir. Bundan dolayı, Kur’an’da, evli olup olmadığı şeklinde herhangi bir ayrım yapılmaksızın, zina eden kişiye bedenî ceza olarak, 100 değnek/kırbaç (celde) uygulanması emredilmiştir.
Hz. Peygamber’in tatbikatında ise; bu konuda bir ayrıma gidilmiştir. Uygulamaya göre; Kur’an’da zikredilen bedenî ceza evli olmayan kimselere aittir. Ayrıca bu kimseler bulundukları bölge dışına 1 yıllığına sürgün edilir. Zina eden evli erkek veya kadın ise; recm edilir.
|